Geride bıraktığımız hafta sonu gerçekleştirilen üniversite giriş sınavları hakikaten maraton havasında geçti diyebiliriz.

Ne diyeyim yavrularımızın hakkında ne hayırlıysa o olsun demekten başka bir şey gelmiyor içimden.

Tadım kaçtı gençlerimizin sınavdan çıkışlarını görünce.

Aidiyet duygusunun bir yansıması da ne yaptığını bilmektir. Gerçekten ne yaptığını bilerek sınava hazırlanan ve günü geldiğinde sınava giren kaç öğrenci var bilmek isterim.

Okullarımızda verilen eğitimin bütünden parçaya ya da parçadan bütüne olmasından ziyade, çocuğun yeteneklerine odaklı olması gerektiğini sıklıkla dile getirenlerden biri olarak üzülüyorum, hem de çok..

Her üç sınavı da deneyimleme şansı olan birisi olarak şunu gördüm; dilciler ne yaptığından biraz daha emindi.

Tyt den çıkanlar; “Olur ya! İki yıllıklardan birini tuttururum.” der gibi ufaktan sırıtarak çıktılar.

Gelelim Ayt den çıkanlara; eminim her birinin kafasındaki düşünce “bu kadar zor sormak zorunda mıydınız?” idi.

Çocuk sözelci olsa “filozof” mu olacaksın, dilci olsa “turist mi gezdireceksin” -anadolu lisesi sendromu da cabası!- geriye kaldı sayısalcı olmak. Eşit ağırlığı hiç söylemiyorum onlar hepten yakın çevreleri tarafından cevabını bilmedikleri sorulara maruz kalıyorlar.

Peki çocuk ne yapsın sizlere soruyorum; ailenin zoruyla tek onlar memnun olsun diye kaç kişi tıp okuyor istemeden biliyor musunuz?

Hadi okul bitti, maratona devam..Sınavların her bir çeşidini görmeden işe girmek yok!

Tükenmişlik sendromu buradan çıktıysa şaşırmayın derim.

Yazık! Kendisi olmasına izin verilmeyen evlatlar istemediği işi yapan mutsuz bireyler olarak dolaşıyor toplum içerisinde..

Benim görüşüm şu; çocuğun yetenekleri, ilgisi ve heyecanı (!) bakın heyecanı diyorum, hangi yöndeyse o doğrultuda gerçekçi hedefler konmalı.

Bu noktada ailelere çok iş düşüyor. Bu doğrultuda çocuğunu iyi tanımak ve doğru yönlendirmekle işe başlanabilir diye düşünüyorum.

İyisi ile kötüsü ile evlat bizim evladımız. Ne olursa olsun çocuklarımızın arkasında duralım, elimizden geldiğince destekleyelim. Onlar mutlu olursa bizlerde mutlu oluruz, sonuçta ders ya da sınav başarısı çocuğumuzu sevmenin ölçütü olmamalı!