SİNEM Eczanesi
SEVAL Eczanesi

Bolu Nöbetçi Eczaneler

SİNEM Eczanesi
Tabaklar Mah.Kutucular Sk.No:7/A(Karaçayır Migros Çaprazı)
Tel: 0374 218 21 26
SEVAL Eczanesi
Sağlık Mah. Hekim Sok.No 9A/13 (Köroğlu Devlet Hast.Acil Karşısı)
Tel: 0374 270 31 30
Bolu 5 günlük hava tahmini

BEDDUA

Şükrü Karataş

11 Ocak 2021

‘’Bir lokma ekmek ararken bir insan çıktı karşısına. İnsan ekmek uzattı. Hatta tavukta getirmişti. O kadar mutlu oldu ki, iyi yürekli biri karnını doyuracaktı. Yerken mahcuptu yemeği getirene, minnet duydu… Doyacaktı, doymak ne kadar güzel bir histi… Son lokması olduğunu bilmeden, kaldırdı kafasını baktı insan… Neden zehirlenmek istediğini anlamadan baktı insana… Ağzı var dili yok, sessizce ağzında köpük gözünde yaşla gitti bu zalim dünyadan… Belki tek şeyi merak etti: Ben sana ne yaptım da zehirledin beni? Yaşattığınızı yaşamadan ölmeyesiniz… İki yakanız bir araya gelmesin… “Ölüm ölüm” diye inleyesiniz de çekmeye devam edesiniz…” alıntı Amigo Novick.

Kerim kitabımız Enam Suresi,38. Ayette hayvanlar da bizler gibi topluluk olarak görülmektedir. Allah tarafından müminler durduk yerde hayvanlara eziyet edemez. Rum suresi 41. Ayette de hayvanlara eziyet etmek doğayı tahrip eder ve bu yüzden yasaktır. Kerim kitabımızda hayvanlarla ilgili birçok ayet vardır.

Hayvanları ve doğayı korumak dinimizin öğretisi. İnsanlık ta  bunu gerektirir. İnsan olabilmek doğayı ve hayvanları korumaktan geçer.

Üstelik hastalık tedavilerinde; kronik hastalığı olan yada ruhsal bozukluklardan olumsuz etkilenen bireylerde yaşam kalitesini yükseltmek ve iyileştirmek amacıyla temel tedavinin yanı sıra kullanılan ve insan hayvan etkileşimine dayanan alternatif bir tedavi yöntemidir. Demek ki hayvanlardaki sevgi ve merhamet bizleri çok etkiliyor.

  Buna rağmen hayvanlara eziyet, işkence günlük haberlerde konu oluyor. Geçenlerde Masum köpeğin ayaklarının kesilmesi ülkemizdeki masum insanların yüreğini dağladı. Tedavisi halen devam ediyor. Cani bulunamadı. Köpeklerin toplu bir şekilde zehirlendiğini görüyoruz.

İnsanlık adına bu tür olaylar hiç de arzu edilmeyen davranışlar: Hayvanlara işkence, kadın cinayetleri, doğaya çöpleri ulu orta atmak. Kul hakkı diyoruz, hayvanların, doğanın da kul hakkı gibi hakları var. Üstelik bu tür kötü davranışlar bize çok acımasız geriye dönerken kendi bindiğimiz dalı kesmiş oluyoruz. En önemlisi sevgiden yoksun olmak. Sevgiden yoksun olmak bizim duygularımızı nasırlaştırarak, köreltmiş oluyor. O zaman insanlıktan çıkıyoruz. Hayvanlar kadar olamıyoruz. Aklımızı kaybediyoruz.

     Bu ayıbımızdan mutlaka kurtulmalıyız, kurtulurken aklımızı da kurtarmış olacağız. Bunun için yasaları işletmeliyiz. Ülkemizde ilk adım: Avrupa birliği uyum sürecinde hayvanların korunmasına dair, hayvan hakları kanunu 2004 yılında kabul etmiştir. Türkiye’de hayvan hakları 5199 sayılı kanunla düzenleniyor. Bu kanuna göre tüm hayvanlar eşit ve kanun hükümleri çerçevesinde yaşam haklarına sahip. Yalnız hissedebilen varlıklar olduğuna dair bir ibare yok. Türk hukuk ceza sistemi suç ve kabahatler olarak ikiye ayrılıyor. Hayvanları koruma;  kabahatler ceza hukukuna sahiptir. ancak kabahatlerin yaptırımları hafif ve çok düşüktür. Hayvanlara işkence yapanlar ve kurallara uymayanlar para cezaları ile kurtulmaktadır. Hapis cezası yoktur. Hayvanlara yapılan kötü muamele ve cezaların etkisiz kalması nedeniyle toplum vicdanının yaralandığı gerçektir. 5199 sayılı kanuna göre; hayvana sahip olmak isteyenlere yaygın eğitim programlarına katılmak zorunluluğu getirilmiştir. Eğitime katılmadan hayvan sahiplenenlere par cezası vardır. Kanunda ayrıca ev ve süs hayvanlarından kedi köpek sahibi kişilerin, en geç otuz gün içinde belediyeye kayıt yaptırmakla yükümlü oldukları ifade edilmiştir. Hayvanı kaybolan veya vefat eden kişilerin de belediyeye 7 gün içinde haber vermesi gerektiği belirtilmiştir.

Buna rağmen köpeklere işkence  günlük haberlere konu oluyor. Bu tür olaylara ağır yaptırımlar ve hapis cezaları getirilmelidir. Yasa uygulanmayınca, herkes kendine göre hayvana sahip oluyor. Sahip olunan hayvanlar kayıt altına alınıp kısırlaştırılmıyor.  Veterinerler tarafından muayene edilmiyor. Sahipleri tarafından sokağa bırakılan hayvanlar çoğaldıkça çoğalıyor. Sokakta dilenciler gibi muamele görüyor. Acıma hissi duyan insanlar naylon kaplarla veya boşa yiyecekler bırakıyor. Bu da sokakları kirletip, çöpler oluşturuyor. Öbür taraftan kediler ve köpekler sokaklarda, kırlarda, köylerde sürüler halinde gezerek tehlike yaratıyorlar. İnsanlara saldırabiliyorlar. Hatta;  köylerde vatandaşların ineklerine saldırdıkları da vakıa. Tavuklarını ve yumurtalarını yiyenlerde oluyor. Bu hayvanlar kuduz hastalığını da yayabilirler. Bu hayvanları sokaklardan toplayamadığımız sürece problemler, işkenceler, tecavüzler devam edip gidecek. Bu da bizim ayıbımız, sevgisizliğimiz olacak.

Son zamanlarda belediyelerin örnek davranışlarıyla hayvanları koruma barınakları var. Çok güzel bir gelişme. Fakat yüzlerce köpeği bu barınaklarda ağırlamak ve bakımını yapmak kanımca  zor oluyor. Durum böyle olunca köpekler koruma altına alınamıyor. Buna köklü bir çözüm getirmeliyiz. Devletin  büyük bir hazine arazisinde mahallelerden ve köylerden muhtarlıkların ve halkın  vasıtasıyla bütün sokak hayvanları bir yerde toplanarak bu büyük ayıptan kurtulabiliriz. Değilse doğanın ve sokak hayvanlarının hakkını veremeyiz. Onların bedduasından kurtulamayız.

Şükrü Karataş

10- 01-2021

 

 

 

 

 

 

 

Yorum yazın
İmlası çok bozuk, büyük harfle yazılan,
Habere değil yorumculara yönelik,
Diğer kişilere hakaret niteliği taşıyan,
Çok kısa ve konuyu zenginleştirmeyen yorumlar KESİNLİKLE YAYIMLANMAYACAKTIR.
Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.
Yazarin diğer yazıları
Bolu'nun Instagram Günlüğü
Tüm Instagram Günlüğünü göster

Haberler

Site içi arama