ÇAYLAR BERGAMOT SOHBETLER TOMURCUK YA O ÇOCUK!

    Mustafa Nuri Gürsoy

    30 Ağustos 2018

    Bolu’da!

    Hava bulutlu.
    Güneş’in saldığı ısı; havadaki nemi kurutmaya yetmiyor.
    Sıcaklık mevsim üstü.!
    Ve Fakat.
    Sonbahar’ın geldiğini müjdeleyen haller,

    Sararan yapraklar, dama küsen kediler var.

    XXXX

    İzzet Baysal Caddesinde göze batan bir şey yok.
    Herkes işinde gücünde.
    Geleneksel esnaf..
    Bismillah diyerek, çoktan nafaka kapısını açmış.
    Dükkanların önleri süpürülmüş,
    Bir iki tas su serpilmiş yerlere.
    Camlar ise, gıcır gıcır.
    Bazı dükkan önleri, kırmızı, çim renkli plastik kilimle kaplı.
    Ekmek kapısı önlerinde..!

    Ellerde çay, dillerde sohbet eksik değil.
    Çaylar; bergamot kokuyor.
    Sohbetler; tomurcuk kıvamında.

    XXXX

    Bir başka esnaf,
    Bir başka diğer esnaf,

    Bir başka diğer komşu esnaf..
    Hal hatır falan etmekte, işten güçten bahsetmekteler karşılıklı.

    Buralar, hep bir biri ile tanış.
    Gelen geçen selam veriyor, esnaf alıyor.
    Esnaf selam veriyor, geçenler alıyor.
    Hayırlı işler dileyerek, hafifçe eğilerek caddeye doğru revan oluyorlar.
    Biraz ileride kapısı olmayan bir mağaza sahibi kumanda aletiyle kepenklerini sıyırttırıyor.
    AVM’ler,
    Her zaman olduğu üzere saat 10’cu.

    Uncu mamuller ustası, simitlere susam serpiyor.
    Çalışanlar kapıda, yola alışanlar sigara içmekle meşguller.

    Bankların müdavimleri her zamanki yerlerine konuşlanmış.

    Cadde trafiğe kapalı.!

    Acaba diyorum..!

    Bisiklet yoluna trafik ışıkları mı koysalar diye iç geçiriyorum.

    Önce sola,

    Sonra sağa,

    Tekrar sola bakıp geçiyorum.

    Geçemiyorum!...

    Mavi bisiklet yolunu kullanan 250 cc lik motorun hızı cereyan yapıyor; Hapşırıyorum.!!!

    Çok yaşa diyor temiz yüzlü bir genç, yanındaki kız arkadaşı da onaylıyor tebessümü ile.

    “Siz de görün” diyorum.!

    Biz her gün görüyoruz derken; gülüşüyoruz ve anlaşıyoruz.

    Cadde okunur halde; ama biraz italik.!

    Benimkisi arial.
    Lagarların kolesterolü yüksek.

    Doymuş yağ oranları gözle görülür seviyede.

     

    XXXX

     

    Her şey insani.
    İtiyatlar geleneklerine bağlı.
    Kravatlı ve ceketli memurlar işe gidişteler.

    Enişteler bayram tatili için gelmişler.
    Gençler kol kola yürümekle, sarılıp yürümemek arasında çelişki içindeler.
    Bir hacı amca, hanımefendisiyle yılları, iki memur emeklisi yolları konuşuyor.
    Bir kedi tırnaklarını ağacın kabuğunda biliyor.

    Bir köpek, demir parmaklıklar arasından çimenlere işiyor.

    Sahibi utangaç bakışlar bırakıyor, sararmaya yüz tutmuş ağaca.
    Elektrikli motosikletler, koca koca adamlar, caddede aklını alırımı oynuyor.

    Çocuk oyuncağını elinden bırakmıyor.!

    Annesi bırak oğlum; yere düştü mikrop kapacaksın uyarısına kulak asmıyor.

    İleride bir asma, ağaca, gözlemeci yufkasını oklavaya sarıyor.

    Yufka yürekli yaşlı, güvercinlere ekmek doğruyor.

     

    XXXX

     

    Birden.! İrkiliyorum.

    İzzet Baysal Caddesinin tam orta yerinde; aklımı başım almıyor.
    Gördüklerim karşısında; aklım infilak, başım çatlayacak kıvama geliyor.

    O de ne! oluyorum.

    Sonra detone.

    Sesim kısılıyor, dilim tutuluyor.

    Dedim anne’si.! Nerdesin.

    Dedim baba’sı.! Nerdesin.

    Çocuk almış başını gidiyor.

    Nerdesin/iz.!!!

    Çocuk.!!!

    Bisikleti gıcır, siyah ve yeşil renkli.

    Siyah parmak eldivenli, şortlu, formalı, sırt çantalı ve kumral.

    Donanım ve malzemesi kaliteli, fiziği sıhhatli,

    Davranışları özgüven, cadde sakinlerine adam sende yüklü.

    Sol eliyle bisikletini kullanırken.!

    Sağ eliyle;

    Siyah saplı, kısa kaması ile değişik saldırı hareketlerini simule ediyor.

    Bacağına saplar gibi yapıyor,

    Sırtına dayıyor,

    Olmadı,

    Göğsüne, kalbine ölçüyor.

    Hayalen bıçağını bir yerlere saplıyor.

    Sol eliyle kullandığı bisiklet, bir sağa bir sola savruluyor.

    Düştü düşecek diye hayıflanıyorum.

    Elindeki bıçak, düştüğünde kendisine, birisinin kalbine saplanır diye gözlerimi kapıyorum.

    Bıçaklı çocuk sanki üzerime üzerime geliyor.

    Ürküyorum karanlıktan.

    Gözlerimi tekrar açıyorum.

    Sol eli bisikletinde,

    Sağ eli kama bıçağında olan çocuk, İzzet Baysal Caddesinde gözümün önünden kayboluyor.

    Caddenin başında itibaren onca insan yüzüme tebessümler eklerken,

    E be çocuk,  zihnimi, ruhumu kararttın, kalbimi bunalttın diye söyleniyorum.

    Ya düşerse.!

    Ya simule ettikleri gerçek olursa diye korkuyorum.

    Anne ve babalara.!

    Hatta.

    Nine ve dedelere sesleniyorum.

    Çocuklarınızın.!!!

    Kafalarındaki, odalarındaki dolapları, sırt çantalarını,

    Bir… kolaçan edin.

    İki …sohbetin belini kırın.

    Üç… sakın geç kalmayın.

    Ne diyordum.!

    Çaylar bergamot,

    Sohbetler tomurcuktu.

    Ya o çocuk.

    Ağaç yaş iken eğilir diyerekten umutlanıyorum.

     

     

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun!
    Yorum yazın
    Yorum yazabilmek için üye girişi yapmalısınız. GİRİŞ YAP
    • İmlası çok bozuk, büyük harfle yazılan,
    • Habere değil yorumculara yönelik,
    • Diğer kişilere hakaret niteliği taşıyan,
    • Çok kısa ve konuyu zenginleştirmeyen yorumlar
    • KESİNLİKLE YAYIMLANMAYACAKTIR.
    • Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.
    Yazarin diğer yazıları
    Bolu'nun Rwitter Günlüğü
    Tüm Twitter Günlüğünü göster

    Sizden Gelenler
    Site içi arama
    Cumhuriyet Caddesi İnci İş Merkezi No:32   Tel: 0 374 217 82 85   Faks: 0 374 217 82 95
    1.6665019989014