KIRIK KARLI DALDAKİ TOMURCUK

    Hasan PERÇİN

    5 Ocak 2015

    KIRIK KARLI DALDAKİ TOMURCUK

     

    Yeni yıl kutlamaları konuyu tekrar açtı.

    Neden mi onlara benzemememiz gerekiyor?

    O zaman dinleyin.

    “o geceyi hiç unutmuyorum, karım; çağlayan pınarın kızı

    Karlı daldaki tomurcukun dünyaya gelişini kutluyorduk

    Mevsim kıştı.

    Kabilemizin yaşadığı rüzgarlı vadide büyük şenlik kurmuştuk

    Şarkılar söylüyor, şakalar yapıyor, tanrıya el açıp dua ediyor

    Emaneti için teşekkür ediyorduk.

    Birden yakınlardan nal sesleri duyduk. Komşu kabilelerden olsalar

    Sinirli kaya’da ateş yakar, ya da güneşi sevmeyen tepe’den haber

    Verirlerdi. Çok geçmeden karşımızda ilk defa gördüğümüz atlı

    Gurup çıktı. Bunlar beyaz adam’dı.

    Beyaz adamı ben karşıladım, anlattıklarından hiçbir şey anlamıyordum

    Sonra elindeki silahla topraklarımızın üzerine iki kez güneş çizdi,

    İki kez de dağın ardında güneş. Bize topraklarımızı terk etmemiz

    İçin iki gün mühlet verdiklerini anladık, gitmedik…

    Gitmedik çünkü onların bu kadar zalim, vahşi olabileceğini tahmin etmemiştik.

    İki gün sonra beyaz adam büyük su dan topraklarımıza adım attı

    Yanlarında pis kokulu domuzları ve sığırları vardı. Ellerinde bizim

    Bilmediğimiz silahları…

    Baltalarımızla oklarımızla karşı koymaya çalıştık, ama olmadı.

    Atalarımızı çocuklarımızı öldürdüler. Taze kadınlarımızı kullandılar…

    Beni öldürmediler, başka kabilelere örnek göstereceklermiş.

    Ellerimi ayaklarımı bağlayıp tel kafesin içine, yanıma da

    Üç günlük kızımı, karımın ölü bedeninin yanından alıp koydular.

    O gece hiç ağlamadı, büyümüş de küçülmüştü sanki, gözlerine baktım

    “senin adın karlı daldaki tomurcuk olmasın kızım, kırık karlı daldaki çiçek

    Olsun” dedim. Beni duymuyordu.

    O gece yemek yemem için ellerimi çözdüklerinde bir kaya parçasını alıp başıma vurdum. İşte buradayım beyaz adamın sahiplendiği topraklarımızın altında.

    Karım ve kızımın yanında.

    Bizi beyaz adam hem silahıyla öldürdü hem çiçek hastalığını bilerek

    Bulaştırarak yok etti ve karşımıza geçerek izledi

    Hatta carolina valisi “topraklarını vermezlerse

    Vahşi hayvanlar gibi yok edilmeliler” diye üzerimize ordular yolladı.

    İşte, iki yüz sene sonra iki milyon kişiden üç yüz bine düştük.

    Ve aynı vali “yerlilerin seyrelmesi ingiliz vatandaşlarımıza yer açtı

    Bunda tanrının eli açıkça olduğunu görmüyor musunuz” dedi.

    Unutma,

    Bizden ne çaldılarsa senden de aynısı çalacaklar, bizi sana

    Hiç göstermediler, kovboy filmlerinde vahşi diye bizi tanıttılar.

    Yolun bizim topraklarımıza düşerse ve iyi dinlersen, kırık karlı

    Daldaki çiçek in açlıktan can verirken ağladığını duyabilirsin.

    Unutma,

    Ben, rüzgarlı vadinin şefiyim adım şeytanı korkutan boğa.

    Sana toprağın bir metre altından sesleniyorum, ben seni

    Tanımıyorum ama sen beni tanıyorsun.

    Unutma,

    Beyaz adam her sabah bir başka köyde baskın yapıyor, hiç durmadılar

    Hiç doymayacaklar.”

    Medeni! Avrupalıların Afrika da yaptığı vahşeti de haftaya anlatalım…

     

     

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun!
    Yorum yazın
    Yorum yazabilmek için üye girişi yapmalısınız. GİRİŞ YAP
    • İmlası çok bozuk, büyük harfle yazılan,
    • Habere değil yorumculara yönelik,
    • Diğer kişilere hakaret niteliği taşıyan,
    • Çok kısa ve konuyu zenginleştirmeyen yorumlar
    • KESİNLİKLE YAYIMLANMAYACAKTIR.
    • Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.
    Yazarin diğer yazıları
    Bolu'nun Rwitter Günlüğü
    Tüm Twitter Günlüğünü göster

    Sizden Gelenler
    Site içi arama
    Cumhuriyet Caddesi İnci İş Merkezi No:32   Tel: 0 374 217 82 85   Faks: 0 374 217 82 95
    0.64753293991089