NANELİMON Eczanesi
SİNEM Eczanesi

Bolu Nöbetçi Eczaneler

NANELİMON Eczanesi
Kültür Mah.Şehitler Cad.NO:29/2 (Köroğlu Dev.Hast.Karşısı)
Tel: 0374 270 39 70
SİNEM Eczanesi
Tabaklar Mah.Kutucular Sk.No:7/A(Karaçayır Migros Çaprazı)
Tel: 0374 218 21 26
Bolu 5 günlük hava tahmini

“ORMANTİK KOMEDİ” ÖNCESİ, TİYATRONUN DÜNÜ BUGÜNÜ

Fatma Marmara

25 Şubat 2020

Sahneledikleri eserdeki duyguları, olayları seyircilere hareket, mimik, konuşmalarla aktardıkları yani insanı, insana, insanla, insanca anlattıkları, bir sahne sanatı olan Yunanca theatron (görme yeri) sözcüğünden gelen tiyatro, canlı ve yaşama en yakın olmasına rağmen hak ettiği ilgiyi görmekte zorlanıyor.  

İlk olarak Antik Yunan düşüncesinde filizlenen, M. Ö. 534 yılında Atina'da bağ bozumu ve şarap tanrısı Dionysos adına yapılan tiyatro şenliğiyle başladığı düşünülen, o dönemlerde oyuncuların ellerinde tuttukları, jest ve mimikler yerine, yeri geldikçe yüzlerine koydukları gülen, ağlayan maskelerden, 19. yy sonralarına doğru "Sihirli Eğer" yapıtında oyuncuların kendilerini canlandırdıkları karakterlerin yerlerine koymalarıyla, bugünkü gerçekçi akıma gelmiş tiyatro.. Trajedi, komedi, dram gibi dalları, resim, müzik, yazı, dans gibi kaynakları,  tarihsel, toplumbilim, ruhbilim, felsefe içeriğinde yaşanmış güzel, komik, ibret alınacak olayları, yine insanların sergilediği gösterilerle izleyenlere aktarıldığı tiyatro, düşündüren, güldüren, duygulandıran, güçlü bir sanat dalı olup, işitsel, görsel hafızaya yerleşen etkili bir eğitim aracı konumundadır.

Doğduğumuz şu dünyada aslında her birimiz, yaşamımız içinde bize biçilmiş olan rolleri büyük başarıyla oynarız. Yaradılışımızın kuralı çerçevesinde, genlerle aktarılan, içsel duygular ve aldığımız eğitimlerle şekillenen bu görevi, kadın ve erkek rolleriyle de kendi yaşamımızda sahneleriz.  Çocuklarında, çocukluğumuzda da bebeklerle, arabalar, oyuncaklarla hayal içinde oynadığımız oyunlar, aslında hayat sahnesinde bize biçilen, içimizde, içselimizde olanları yaşamamızı sağlar, o devasa hayat sahnesinde. 

Beyaz perdenin, cam ekranın ötesinde aynı havayı solumak, etkileşimde bulunmak, enerji alıp vermek olan tiyatroda amaçlanan ise harcadığı emekle, arkasında taşıdığı kaplumbağa misali dekoruyla oradan oraya giderek, insanları günlük yaşamın kaygısından, stresinden bir nebze uzaklaştırıp, heyecanı, mutluluğu yaşatmak, hüznü, hazzı tattırmak, başarısını, coşkusunu insanlarla birlikte yaşamaktır. Seyircinin onları seyretmesi esnasında, onlarında sahneden seyirciyi seyretmesi, coştu, güldü, alkışladı, sevindi, beğendi, beğenmedi gibi duyguları yukarıdan gözlemlemesi, oyun sonrası başarının alkışlarla, birliktelik içinde birkaç kare fotoğrafla ve yine aynı heyecanla karelemesinin istenmesidir.

Bolu gösteriminden birkaç ay sonra ikinci kez aynı oyunu izlediğimiz ve yine doyamadığımız, hatta kendilerine “Bundan sonra nereye gidiyorsanız, biz de oraya geleceğiz.” dediğimiz, muhteşem performans ve başarısıyla, güzel dekoruyla emekler barındıran mükemmel bir oyun“Ormantik Komedi”.  Eva Organizasyon organizesinde geldikleri Düzce Kültür Merkezi’nde sahne alan, başarılarıyla seyircilerin, sanatseverlerin kalplerinde taht kurmuş olan “Yapıcı Tiyatro” ekibinin usta oyuncuları Necmi Yapıcı, , Umut Oğuz, Nihan Durukan Yapıcı, Birgen Engin. Oyun öncesi sohbetimiz ise Sanatçı Necmi Yapıcı’yla tiyatrolar, tiyatronun dünü bugünü üzerine oldu.

“Türkiye’de tiyatro hani böyle altın çağını yaşıyor falan diyorlar ama bence öyle bir şey yok aslında.” diye belirterek sözlerine başlayan tiyatro, film, dizi oyuncusu, senaryo yazarı ve yönetmen Sanatçı Necmi Yapıcı; “ Geçenlerde Behzat Uygur söylemişti çok hoşuma gitti; ‘Ünlüler bir süreliğine sahneye çıkıyorlar.’ Eski İzmir fuarı gibi bir durum var şuanda. Aslında Türkiye’de nüfusa göre sanırım %3 oranında insanlar tiyatroya gidiyorlar, kitap alıyorlar. Bu aynı gurup, bunun artması gerekiyor, altın dönem olması için ama hala artmıyor. Türkiye’nin %67’si hayatında hiç tiyatroya gitmemiş mesela. Tabi ülkenin ekonomik durumu, insanların kazandığı paralar, asgari ücret, emeklinin aldığı paralar da belli. Hani insanlar ev kirası verecek, ısınacaklar, elektriklerini verecekler, yiyecekler, içecekler. Zaten herkes kredi kartıyla yaşıyor, borç içinde. Bizlerde öyleyiz oradan al, oraya ver şeklinde yaşayan insanlarız yani. Biz çok karşılaşıyoruz 55-60 yaşında insanlar geliyorlar ‘Hayatımızda ilk defa oyun izledik. Ne kadar güzelmiş tiyatro. Keşke daha önce gitseymişim.’diyen çok insan var, benim yüz yüze konuştuğum. Oyun sonrası tebrik etmeye geliyorlar. Bu benim çok hoşuma gidiyor. Ama işte bunu çok yaygınlaştırmak gerekiyor. Bu bir devlet politikası olarak anaokullarından başlamalı ve bunun yemek, içmek gibi insanlara gerekli olduğu, ruhuna iyi geldiğinin anlatılması gerekiyor. Dediğim gibi bir devlet politikası olması gerekiyor.”diye belirtiyor.

Tiyatronun birçok şeye, hem göze hem sese, yani görsel hafızaya, işitsel hafızaya her şeye hitap ettiğini ve bundan dolayı daha kalıcı olduğunu vurgulayarak sözlerine devam eden Sanatçı Necmi Yapıcı; “Sahnede anlattığımız bir şeyi çok uzun süre unutmuyor insanlar, çocuklarda. Aslında çocukların eğitiminde çok büyük katkısı olabilecek bir sanat dalı tiyatro ama bunun yeterince kullanıldığını düşünmüyorum. Şuan piyasadaki birçok çocuk tiyatrosu böyle maskelerle, büyük büyük kıyafetler içinde, televizyondaki çizgi filmlerin oyunları altında, sadece para kazanmak üzerine yapılan şeyler. Çünkü çocuk tiyatrosunu da istismar ediyorlar. Çok var, birleşelim bir şey yapalım da para kazanalım gibi bakan. Büyük oyunlarında, yetişkin oyunlarında da aynı şey var bu dönemde. Sinemada mesela, herkes film yaptı komedi komedi ama abuk sabuk komediler yapıldığı için seyirci şuanda kaçtı, filmlere gitmiyor. Çünkü insanlar kandırıldığını hissediyorlar. 100 - 100 küsur liraya satılan oyunlara, ünlüler oynuyor, orada tanınmış simalar var diye gidip de oradan mutsuz çıkan çok insan görüyorum. Yani bir paradoks var aslında, hani bazı yerlerde de diyorsun ki bu nasıl oldu? Çok ünlü birini görmek için o parayı veriyor, hayatında hiç tiyatro yapmamış ama tanınmış kişiyi görmek için. Şuanda televizyonlarda işler çok iyi değil, ‘Bizde tiyatro yapalım.’ İşte tiyatro patronları çoğu açıkgözlülük yapıp ‘İşte şunu da oynatsak, hayatında hiç tiyatro yapmadı ama olsun seyirci çeker.’ Gerçekten seyirci çekiyor, bizde gittik birkaç tanesine, çünkü işimiz gereği izliyoruz oyunları. Ama o oyunlarda sıkılıyorsun, temposu düşük, tiyatrocu olmadıkları belli oynayanların. İnsanlar da oyunu izleyip ‘Oh be ne güzel oyun izledik, dünyamız değişti. Bambaşka dünyalara gittik.’ diyerek çıkmıyorlar oradan. İnsanların broşür okuma, oyun hakkında fikir sahibi olup gitmek gibi bir durumları yok. Afişte ünlü birini gördüğü zaman, televizyondan izlediği dizideki birisi oynuyorsa mutlaka ona gidip, orada canlı görmek istiyorlar herhalde ve oyunun içeriğiyle ilgilenmeyip gidiyor, o kadar para veriyor, çıkışta da mutsuz çıkıyorlar. Biz ise hala fiyatlarımızı çok makul tutmaya çalışıyoruz.”diye anlattı.

Tiyatro yapmanın kolay bir şey olmadığına, arkasında çok büyük bir emek taşıdığına değinen Sanatçı Necmi Yapıcı; “1 ay-1,5 ay provası var. Onun tasarımı, yapım aşaması, daha sonra yollar yapıyorsun, arabalarla günde 6 saat yol yapıp, hemen paldır küldür dekoru kurup, sahneye çıkıp oynuyorsun. Anadolu’nun her yerine, yurtdışına gidiyorsun. İnsanlar kafeye veya yemek yemeğe falan gidiyorlar, büyük hesaplar ödeyip çıkıyorlar.  Vücutlarına besin giriyor diye düşünüyorlar ama tiyatroda aslında ruhu besleyen bir şeydir. İnsanın psikolojisine iyi gelen, ruhuna iyi gelen bir sanat dalı ve bizde üzülüyoruz, bu kadar emek verip de bazı yerlerde karşılığını alamadığımız zaman. Mesela şöyle bir tespitim var. Türkiye’de çok güzel tiyatro salonları var, nedense o tiyatro salonlarında, özellikle Anadolu’da seyirci bulmakta zorlanıyor organizatörler. Ama kötü salonu olan illerde de seyirci salona sığmıyor, o kadar çok ilgi var. Bir ortası da yok, şaşırıyorum yani. Hiç ummadığın yerde oynuyorsun, sürekli dolu oynuyorsun. Bunu sosyolojik olarak araştırmak gerekiyor. Hangi iller neden bu kadar sanata değer veriyor da bazısı vermiyor. Gerçi o oyunun önünde arkasında bir sürü konserler, tiyatrolar şunlar, bunlar var. Dediğim gibi zaten çok kısıtlı bir kesim tiyatroya gittiği için bu tip yerlerde, bu kadar çok etkinlik olunca, insanlar birinden birini seçmek zorunda da kalıyorlar. Mesela Bolu ile Düzce çok yakın, Bolu’da her geldiğimizde şahane bir seyirciyle karşılaşıyoruz. Üstelik orada çok yoğun bir program var, hani her gün hemen hemen bir etkinlik var ve her seferinde dolu oynuyoruz. Çok da güzel almak istediğimiz tepkilerin hepsini alıyoruz. Fazlasını bile alıyoruz. Hatta ummadığımız yerde bile güzel tepkiler alıyoruz. Tabii ki bu bizi çok mutlu ediyor. Tiyatroda böyle, karşılıklı olan bir şey olduğu için seyircilerde aslında oynuyor oyunun içinde. Biz onlardan çok güzel enerji alıyoruz ve bu bizi yükseltiyor, oyun kat be kat güzel hale geliyor. Çünkü tiyatro seyirciyle olan bir şey, seyircisiz hiçbir anlamı olmayan bir sanat dalı, dolayısıyla seyircimiz ne kadar iyi olursa, oyunda o kadar güzel oluyor.”dedi.

“Bizim oyunlarımızda insanlar kendilerinden bir şeyler buluyorlar.”diye belirterek anlatımına devam eden Sanatçı Necmi Yapıcı; “ Bu oyunu da eşimle biz yazdık. Oyunda ilişkileri sorguluyoruz. İnsanların birbirini dinlememesi, ilişkilerde empati kurmamaları, birbirini anlamaya çalışmamaları, kendi isteklerini diretmeleri, işte evlilik mi daha iyidir, bekarlık mı daha iyidir? Bunları tartışıyoruz ve bunu da böyle çok maceralı bir oyun içinde yapıyoruz. Ormanda çadır kampında geçen bir komedi bu, sıcacık bir komedi, aileleriyle beraber, çoluk çocuk izlenecek bir oyun ‘Ormantik Komedi’. İzleyenlerin hepsi çok mutlu oluyorlar çıkışta ve kahkahalardan karnımız ağrıdı, çenemiz ağrıdı diyorlar. Bu çok hoşumuza gidiyor. Oyunu biz yazdığımız için merak ediyoruz, hep sormak istiyoruz ‘Nasıl buldunuz?’ diye. Bizim bu işi yapan arkadaşlarımızda söylediler ‘Teksinize bayıldık, muhteşem, çok güzel şunlar var, bunlar var, kendimizi çok iyi hissediyoruz’ diyorlar. İnsanların kendini iyi hissederek çıkması bizim için önemli. Zaten ortamda belli, insanlar birçok sıkıntı yaşıyorlar. Buraya gelip 2 saat dünyadan kopup, hiçbir dert, tasa düşünmeden sıkıntılarından uzaklaşıp, gülerek, ailesinin de kendi yaptıkları hataları da görebiliyorlar. Kendilerine yapılanları görüyorlar. ‘Aynı sen bak işte, sen bana böyle yapıyorsun’ diyor, eşler birbirine. Bunlar tabi çok motive eden güzel şeyler. Hoşumuza da gidiyor. Amacımızda bu zaten insanları bir şeylerle yüzleştirmek, onlara sahneden bir ayna tutmak, böylece bir şekilde kendilerini göstermek, tiyatronun amacıda bu zaten.. Nisan ayında kurduk biz ‘Yapıcı Tiyatro’yu’ https://yapicitiyatro.com/  şimdi kendi ayaklarımızın üzerinde çabalıyoruz. İnşallah daha da büyülteceğiz. Daha güzel prodüksiyonlar yaparız inşallah, büyüdükçe.”diye ifade etti.   

Muhteşem oyunları “Ormantik Komedi” ile bizlere harika bir akşam geçirmemizi sağlayan çok değerli sanatçılarımız Sayın Necmi Yapıcı, Sayın Nihan Yapıcı, Sayın Umut Oğuz ve Sayın Birgen Engin’e, Bolu Kültür Sanat Organizasyon ve EVA Organizasyona, sponsorlara, bu güzel sohbet için Sanatçı Sayın Necmi Yapıcı’ya teşekkür ediyoruz. Sevgi ve saygılarımla, Fatma Marmara…

 

 

 

 

Yorum yazın
İmlası çok bozuk, büyük harfle yazılan,
Habere değil yorumculara yönelik,
Diğer kişilere hakaret niteliği taşıyan,
Çok kısa ve konuyu zenginleştirmeyen yorumlar KESİNLİKLE YAYIMLANMAYACAKTIR.
Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.
Yazarin diğer yazıları
Bolu'nun Instagram Günlüğü
Tüm Instagram Günlüğünü göster

Haberler

Site içi arama