DEĞERLERİYLE, DEĞERLİ MEMLEKETİM

    Fatma Marmara

    21 Mayıs 2017

    Ülke olarak değerlerimiz var, milli, dini. Yaşanmış tarihimiz, zengin kültürümüz, geleneklerimiz, göreneklerimiz var. Bunlarla bir aradayız, bu topraklarının vatandaşları olarak.

    Parçalanmak üzere olan bu vatanın yeniden bir araya getirilişinin, kurtuluşunun ilk adımı da 19 Mayıs 1919 da Atatürk’ün Samsun’a ayak basmasıyla atıldı. Varlığımızın sebebi olan milli bayramımızdan biri 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramımız. Tıpkı diğer milli ve dini bayramlarımız gibi. 

    Manevi değerlerimizde var bizim. Bu topraklarda yaşamış yüce insanlar. Bunlardan biri olan ve her sene olduğu gibi bu senede binlerce insanı bir araya getiren, Cittaslow Göynük’de “Akşemseddin Hz. Anma Günü”.

    Fatih Sultan Mehmet Han’ın hocası, Hacı Bayram Veli’nin talebesi, İstanbul’un manevi Fatihi Akşemseddin Hz. Bir dönemin kapanıp yeni bir dönemin başlamasına neden olan, bilim ve din âlimi. Mikrobu ilk bulan, karantinaya alma gerekliliğini ilk anlatan ve kanseri de ilk tanımlayan yüce zat.

    1389 yılında Şam da doğan, asıl adı Şeyh Muhammed Şemseddin Bin Hamza olan Akşemseddin Hz. Hazret-i Ebûbekir’in oğlu olan Şehâbüddin Sühreverdi’nin torunu, alimlerden Şeyh Hamza’nın (Kurtboğan adıyla meşhur) oğludur. Saçının, sakalının, yüzünün ak olması, beyaz elbiseler giymesinden dolayı, (Akşeyh) Akşemseddin adıyla hitap edilmiştir. Küçük yaşlardan itibaren başta islami ilimler olmak üzere, tıp, astronomi, biyoloji, matematik eğitimleri de almış ve zamanın ünlü âlimlerinden olmuştur. Osmanlı medreselerinde müderrislik yaparak, yüzlerce öğrenci yetiştirmiştir.

     Fatih Sultan Mehmet’e hocalık yapan, onu yetiştiren, 1453 yılında talebesi Fatih’e Kostantine’yi alma zamanının geldiğini bizzat belirten, İstanbul’un Manevi Fatih’i, Hazret-i Eyyüb el Ensari’nin kabrini bularak orduya da büyük bir manevi moral sağlayandır. Cittaslow Göynük’te ailesi ile birlikte sükûnet içinde yatığı Gazi Süleyman Paşa Cami’sinin yanı başında ki türbesi her sene “Akşemseddin Hz. Anma Günü’nde” gelen ziyaretçileriyle dolup taştığı gibi diğer günlerde de ziyaretçi akınına uğramaktadır. Tabi böyle bir yere gelen ziyaretçiler, Debbağ Dede (Tabakçı Dede) ve Ömer Sıkkıni ( Bıçakçı Dede) türbelerini de ziyaret etmeden gitmemektedir.

    Deri tabaklama işi yapan Debbağ Dede (Tabakçı Dede) sabah namazlarını Mekke’de kılarmış. Bir sene Göynük’den bir grup hac için Mekke’ye gitmiş. İbadetlerini yapıp dönecekleri sırada, bir tanesi grubu kaybedip, orada kalakalmış. Çaresizlik içinde kıvranırken, Mekke’li biri ona derdinin ne olduğunu sorup, öğrenmiş ve merak etmemesini kendi yöresinden bir zatın her sabah namaz için Mekke’ye geldiğini, onunla dönebileceğini söylemiş. “Namazdan sonra ona sıkı sarıl, ne derse desin sakın bırakma” demiş. Adam denileni yapmış. Debbağ dede adama “Gözlerini yum, ben aç demeden açma, bunu da kimseye anlatma” demiş ve Göynük’e getirmiş. Bir süre sonra adam Göynük’te Debbağ Dede’yi bulup, ona hediyeler getirmiş. Bunun üzerine Debbağ Dede “ Hanım suyumuzu ısıtsınlar, vademiz dolmuştur” demiş ve vefat etmiş.

    Bıçakçılık işi ile uğraşan, bir diğer rivayette ise Hacı Bayram’a tam teslimiyetle bıçağın altına boynunu uzattığından dolayı Bıçakçı Dede lakabını alan Ömer Sıkkıni (Bıçakçı Dede) dir. Hacı Bayram’ın vefatından sonra bütün müridiler Akşemsed­din hz. tabi olup onun sohbet meclisine katılırmış. Emir Sikkini meclisin bir kenarında oturur ve zikir halkasına girmezmiş. Bu durumdan hoşlanmayan Akşemseddin hz. onun yanına giderek, “Bu toplantılara senin de katılman gerekir, yoksa senden şeyhin tacını alırız” demiş. Emir Sikkini, “Öyleyse yarın cuma günü namazdan sonra bizim eve gelin, size hırkayı ve tacı teslim ederiz” demiş. Ertesi gün Emir Sikkini evinin avlusunda büyük bir ateş yaktırmış. Namazdan sonra Akşemseddin hz. müritleriyle birlikte onun evine gelmiş. Emir Sikkini sırtında hırka, başında taç olduğu halde ateşe girmiş. Bir müddet sonra ateşten çıkınca hırka ve taçın yandığı, fakat kendisine bir şey olmadığı görülmüş. Bu dönemden itibaren de kendisi ve müritleri taç ve hırkayı terk etmişler.

    Böyle bir yer işte Cittaslow Göynük. Doğal güzellikleriyle görenleri büyüleyen, Osmanlı mimarisi evlerinin bahçelerinde renk renk çiçekleri baygın kokulu ıhlamurları ile mest eden bir ilçe. M.Ö.lere dayanan tarihi ve o tarihlerden itibaren kalan geçmiş yaşanmışlıkların tüm izlerini üzerinde taşıyan, Gazi Süleyman Paşa cami ve hamamı, Kurtuluş savaşı zaferi anısına yapılmış Zafer Kulesi gibi birçok eserleriyle, tarihi konakları, evleriyle, kültürünün, mutfağının zenginliği ile adından sıkça söz ettiren şirin kasaba. Komşu, dost, arkadaş ilişkilerinde içten ve samimi olan, sakinliği ile huzur bulduran, bundan dolayı cittaslow olarak adını dünyaya duyuran Göynük, sen ve bu vatan hep var olacak bu ülkenin değerlerine sahip çıkıldıkça.

    Sevgi ve saygılarımla…

    Fatma Marmara

     

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun!
    Yorum yazın
    Yorum yazabilmek için üye girişi yapmalısınız. GİRİŞ YAP
    • İmlası çok bozuk, büyük harfle yazılan,
    • Habere değil yorumculara yönelik,
    • Diğer kişilere hakaret niteliği taşıyan,
    • Çok kısa ve konuyu zenginleştirmeyen yorumlar
    • KESİNLİKLE YAYIMLANMAYACAKTIR.
    • Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.
    Yazarin diğer yazıları
    Bolu'nun Rwitter Günlüğü
    Tüm Twitter Günlüğünü göster

    Sizden Gelenler
    Site içi arama
    Cumhuriyet Caddesi İnci İş Merkezi No:32   Tel: 0 374 217 82 85   Faks: 0 374 217 82 95
    0.47155499458313