MEZUN ETMEME ÇABASI

    Bulut Altundal

    16 Ekim 2018

     

    Ülkemizde özellikle son 15 yıllık süreçte yükseköğretime geçiş hızlandı ve üniversiteli öğrenci sayısı katlanarak arttı. Haliyle üniversiteli öğrenci sayısındaki artış işsizlik sayısından da düşüşe imkan sağladı. Şimdi bir komplo teorisi üretecek olursak, acaba üniversiteler devletten “öğrencileri mezun etmek için acele etmeyin” gibi bir talimat mı alıyor? Bu düşüncem tartışılır elbette, ancak kesin var ve/veya yok demek de çok doğru bir sonuç vermez. Yükseköğretimde eğitim gören öğrenci sayısına ilişkin Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştirilen 2018-2019 Akademik Yılı Açılış Töreninde yaptığı konuşmasında 8 milyon kadar üniversite öğrencisi olduğunu ifade etmişti yanlış hatırlamıyorsam. Bu 8 milyon öğrencinin bence en az 2 milyonu birkaç veya 3-5 ders yüzünden üniversiteden bir türlü mezun olamayan, mezun aşamasına bir türlü gelemeyip artık ders kaydını dahi yapmayan işinde gücünde ve hatta evli barklı kişiler. Bunların üniversite öğrenciliği devam ediyor ancak nasıl devam ediyor bir de sisteme sorun.

    Bizim üniversitemizde, İzzet Baysal Üniversitesi’nde de ne yazık ki belirttiğim durumda olan çok sayıda öğrenci var. Kısacası üniversite nüfusumuz 32 binden fazla olabilir sistemde, ancak bu 32 bin civarındaki öğrencilerin tahmin ediyorum sadece 27 bin kadarı faal olarak eğitimine devam edenlerdir. Bunun sebebi nedir peki? Bunun sebebi yukarıda belirttiğim konulardır. Bir dersi en az 5 kez alıp geçemeyen öğrenciler, o dersi yüksek notla geçmek için değil sadece sistemde geçti görünmek için uğraşıyorlar sadece. Yani o dersin öğrenciye reel hayatta katkısı sıfır bile olmayacak. Sebebi tam olarak nedir bilmiyorum ama bu durumda olan ben dahil binlerce öğrenci var. Artık belli bir sektörde kendini geliştirmiş-ki bu sektör okuduğu bölümle tamamen ilgisiz- işinde gücünde, ancak diplomayı almak için eğitimine de devam etmeye çalışan binlerce öğrenci. Açıkçası 7 defa alıp da geçemediğim dersin hocasına artık isyan etmek istiyorum. “Düş yakamdan hocam, valla alanımla alakalı iş yapmayacağım” diye bir serzeniş…

    Kendi durumumda olan tanıdık arkadaşlarım da var, onlar da benim gibi bölümleri dışında belli sektörlerde artık profesyonelleşmiş çalışan kişiler. Şimdi “E tamam işsiz değiller zaten” diyeceksiniz ama lisans diploması olmayınca ne yazık ki devlet nezdinde de resmi çalışan görünemiyoruz(!) Komplo teorisine dönecek olursak, gerçekten devlet üniversitelere bizim durumumuzdaki öğrenciler için “Bırakmayın yakalarını, işsizlik artmasın” mı diyor ki? İnsan yükseköğretimde geçirdiği belli bir yıldan sonra düşüne düşüne çok farklı şeylere ulaşabiliyor elbette. Her şey bir kenara bizim isteğimiz yasal/doğru/etik olmasa da merak ediyorum, biz okulu bitiremediğimizde akademisyenlerin hanesine “başarılı, tecrübeli, gerçek bir eğitimci” gibi sıfatlar mı yazılacak? Keşke, yükseköğretim artığı haline gelmiş olan binlerce öğrenciyi diploma sahibi yapıp hayatın tam ortasına bıraksa akademisyenlerimiz. Belki bir gün… Yazıda eksikler ve çelişkili noktalar olabilir ancak ifade etmeye çalıştığım şeyi ilgililer anlayacaktır diye umut ediyorum. Selametle.

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun!
    Yorum yazın
    Yorum yazabilmek için üye girişi yapmalısınız. GİRİŞ YAP
    • İmlası çok bozuk, büyük harfle yazılan,
    • Habere değil yorumculara yönelik,
    • Diğer kişilere hakaret niteliği taşıyan,
    • Çok kısa ve konuyu zenginleştirmeyen yorumlar
    • KESİNLİKLE YAYIMLANMAYACAKTIR.
    • Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.
    Yazarin diğer yazıları
    Bolu'nun Rwitter Günlüğü
    Tüm Twitter Günlüğünü göster

    Sizden Gelenler
    Site içi arama
    Cumhuriyet Caddesi İnci İş Merkezi No:32   Tel: 0 374 217 82 85   Faks: 0 374 217 82 95
    0.45331192016602