Yazıyı Özge Nur Dilber'in sesinden dinlemek için videoyu çalıştırın...

"Videoyu İzlemekte Sorun Yaşıyorsanız Buraya Tıklayın..."

Evet, işte yine geldik aralık ayına ve yine geçtim bilgisayarın başına başladım ekrandaki boş sayfayı doldurmaya. Aslında aralık ayının ilk haftasını hiç sevmiyorum ve sevemeyeceğim neden mi? Çünkü aralığın ilk haftası 3 Aralık dünya engelliler günü ve engelliler haftası oluyor. bence sadece isim güzel olan ama engellenen biri olarak benim için fazla bir şey ifade etmeyen bir gün ve hafta

Şimdi niye böyle diyorsun ne güzel işte engelliler için bir şeyler yapılıyor. Yemekler düzenleniyor çeşitli organizasyonlar yapılıyor diyeceksiniz. Bende size gülerek bu saydıklarınız engellenen insanlar için mi yapılıyor? Sorusunu soracağım çünkü böyle günlerde çoğu zaman adet yerini bulsun diye birazda gösteriş için böyle şeyler yapılır.

Bu tür organizasyonlarda aşağı yukarı hep “Biz engellilerle çok iyi anlaşıyoruz. Bundan sonra şehirleri onlara uygun hale getirmeyi umuyoruz” denir bazen de engellenen kişilerin annelerine ve babalarına dönüp sizler dünyada imtihan ediliyorsunuz ve bu çocuklara baktığınız için cennete gideceksiniz denir. Lakin bu engelliler haftası ve 3 Aralık dünya engelliler günü geçince 1 yıl süreyle kimse engellenen insanları hatırlamaz.

Yıllardır defalarca söylemişim ve yasmışımdır 3 Aralık dünya engelliler günü ve haftasının anlamı Farklılıkların farkına varmak, Farklılıkları anlamaya çalışmaktır. Bunların dışında yapılan şeyler günün anlamını ve önemini kaybettirir. Örneğin söylesenize bana şehirde yöneten yetkililer engellenen arkadaşlarımızın sıkıntılarını biliyor mu? Bence hayır. Peki, bizi anlamaya çalışıyorlar mı? Bu sorunun cevabı da hayır

Sende her şeye hayır diyorsun hiçbir şeyden memnun değilsin diyorsunuz değil mi? Evet bu konuda engellenen bir insan olarak hiçbir şeyden memnun değilim. Hatta açık açık söylüyorum. Keşke 3 Aralık diye bir gün olmasa çünkü yıllardan beri bıktım bana engelli denilmesinden diğer insanlardan engelli diye ayrılmaktan yetkililerin gözümün içine baka baka sen engellisin demesinden

Biri de çıkıp Onur sana bizim yüzümüzden engelli deniyor. Bizim yapmayı unuttuğumuz veya yapmadığımız şeyler yüzünden sen sokaklarda engelleniyorsun demiyor. Yasalarda bile engelli kanunu engelli yasası başlığı adı altında çıkıyor bu tabirler ve bu bakış açısı değişmeli çünkü ben engellenen bir insansam beni engelleyenler şehirleri oluştururken beni unutanlardır ve 3 Aralık gibi günlerde basının karşısına geçip ben engellilerle çok iyi anlaşıyorum diyenlerdir

Şimdi bana bu yazıdan sonra kızacaklar olabilir ama biliyorsunuz yazdıklarım söylediklerim doğru. Çünkü 5 yıl önce yazdığım yazılara söylediğim şeylere bir bakın hala yazıların güncelliğini koruduğunu ve sorunların devam ettiğini göreceksiniz. Gerçi bir yazar olarak bu benim için iyi bir şey ama yetkililer için hiçte iyi bir karne değil

Bakın arkadaşlar bizim insanları engelli, sakat, özürlü diye ayırmamamız lazım insana insan demeyi birbirimizi anlamayı öğrenmemiz lazım unutmayın hiçbir insan engelli değildir. Bu yüzden gelin engellenen insanları ve ailelerini evlerden dışarı çıkmaya teşvik edelim. Onlara bir şeyler üretmeyi öğretelim ve onlarla yılın bir günü ya da bir haftası laf olsun torba dolsun adet yerini bulsun diye ilgilenir gibi gözükmek yerine yılın her günü gerçekten ilgilenelim onların dertlerini sıkıntılarını gidermeye çalışalım. İnanın bana bunları yapabilirsek yani önce İnsan diyebilirsek engellerin çoğunu ortadan kaldırmış oluruz…

Yazan: Onur Ustaoğlu - Seslendiren: Özge Nur Dilber - Bolu Ekspres ve Bolu Takip Gazetesi…