Kurbağa ile akrep derenin bir yakasında karşılaşmışlar,

Demiş ki akrep;

‘Kurbağa kardeş, beni karşıya geçirir misin?'

‘Seni tanımayan bilmeyen mi var ki, sokarak öldürdüklerin daha dün gibi akıllarda, huylu huyundan vazgeçmez sen beni de sokarsın.'

‘Sokmam!' Demiş akrep söz vermiş.

Kurbağa akrebi sırtına almış, tam derenin ortasına gelmiş ve akrep yapacağını yapmış; kurbağayı sokmuş.

‘Ne yaptın?' Demiş can havli ile kurbağa, ‘hani söz vermiştin sokmayacaktın, bak hem kendini hem de beni yaktın' deyince, akrep;

‘Ne yapayım kurbağa kardeş, sokmak benim fıtratımda var.' Demiş.

Akrebe inanan ve gerekli tedbirleri almadan sırtına alan kurbağanın durumunu anlattım bir sevgili kardeşime…

O'da bana;

Derviş:

Suya düşen akrebi kurtarmak ister,

Elini uzatınca akrep sokar;

Derviş tekrar dener, akrep yine sokar.

Bunu görenler dayanamaz dervişe:

“İyilik yapmak istediğin halde sana zarar verene daha ne diye yardım edersin” derler.

Dervişin cevabı mânidardır:

“Akrebin fıtratında sokmak var,

Benim fıtratımda ise yaratılanı sevmek, merhamet etmek;

O fıtratının gereğini yapıyor diye ben niye fıtratımı değiştireyim?” kıssadan hissesini anlattı.

Ve özellikle devletin şefkatli kollarının bir derviş misali insanları hataları ile kabullenmesi gerektiğini ve yaşadıklarımızın ise ALLAH' ın TAKDİR'i olduğunu vurguladı.

Ancak; TAKDİR 'den önce olması gereken TEDBİR ve TEVEKKÜL bölümünü atladı.

“Geçmişi belli olan, kundaktaki bebeği bile acımadan çoluk çocuk, genç ihtiyar ayırt etmeden sokan ve sokacak hiç kimseyi bulamasa en yakınlarını bile sokan,

Polis, asker öğretmen, sağlıkçı ayırt etmeden yapacağını yapan,

Kırk bin kişinin canını yakan, devleti maddi manevi zarar sokan

Ve

Sokmak için fırsat kollayan akrebi, demokratik açılım, çözüm projesi diyerek

Ve ‘artık analar ağlamayacak' diyerek,

‘Artık Türk bayrağına sarılı tabutlar gelmeyecek' diyerek kurbağa gibi sırtımıza aldık.

Aldık ama' Sana yararlı olan şeyin üzerine son derece düş, Allahtan da yardım iste. Aciz ve gevşeklik gösterme…' diyen Peygamber efendimizin hadisinin'…aciz ve gevşeklik gösterme...' bölümünden ve de ‘İnsan ne kadar geriye bakarsa, ileriye daha iyi bakar.' veciz sözünden değil de,

Akrebin sokacağını bile bile ona elini uzatan derviş gibi hareket ettik.

Projeler, makyajlanıp süslenip vatandaşa cici gibi gösterilirken, o kadar çok tavizler verildi ki;

Dağdakileri bile bağlara indirdiler, Otobüslerin içinde kurulan mahkemelerde af ettiler, ne istedilerse verdiler.

Bir devleti devlet, bir milleti millet yapan en önemli değerlerimizin bile yok edilmesine razı geldiler.

Güneydoğuda bulunan ve her daim devletimizin yanında olan ama bu süreçte devletimizin güçlü kollarını yanında bulamayan kardeşlerimizi, akreplerin kucaklarına ittiler.

Sonra ne oldu?

Açılımlar şahsi ihtiraslar uğruna kördüğüm oldu.

Palazlanıp güçlenen akrepler, bu ülkenin koç gibi koçlarını ARSLAN gibi aslanlarını sokmaya devam ediyor.

Bu akrepler ki, Göynüklü Hemşerimiz ZİYA gibi ziyaları, hayatlarının baharında söndürüyor.

Analar yine ağlıyor.

Ve

Türk bayrağına sarılı tabutlar yine gelirken,

Akıllara da,

Oslo da başlayan, Habur rezaleti ile devam eden, Diyarbakır meydanında Kürt şarkıcı Şivan Perwer ve İbrahim Tatlıses şarkı söylerken ağlayan gözler,

Ve Dolmabahçe görüşmesinde 78 milyon vatandaşın gözünün içine baka baka okunurken hafızalara kazınan o fotoğraftaki kişiler ve verilen sözler geliyor.

Ve gelinen bu noktada ise o meşhur samur kürkü kimse üzerine almıyor.

Ve de ne yazık ki, hala daha kan üzerinden siyaset yapılıyor.

Tabanda olan ve sorumlulukları çok fazla olmayan vatandaşlar hata yapabilirler.

Ve bu insanların keşkelere düşme hakları vardır. Sorumlulukları ise 3-5 kişi ile sınırlıdır.

Ama

Bu ülke de yaşayan 78 milyon kişinin sorumluluğunu üzerine almış mevcut yönetenlerin, ya da yönetmeye talip olanların,' biz yine yanılmışız,' ya da ‘ biz yine hata yapmışız.' diyerek, ‘keşke'lerin arkalarına sığınma lüksleri yoktur.”

Böyle dedim derviş kıssasını anlatan kardeşime.

Belki kabullendi…

Belki de tartışmanın uzamasını istemedi. Cevap vermedi, boynunu eğdi…

Keşke projeler başarıya ulaşsaydı da,

Boynumu ben ya da benim gibi düşünenler eğeydi…